Hangi yaşa hangi estetik uygulama?

Hangi yaşa hangi estetik uygulama?

Her yaşın estetik ve güzellik ihtiyacı farklıdır. 20’li yaşlarda daha hafif dokunuşlar yeterliyken, 30’lu yaşlarda koruyucu adımları atmak için vakit gelmiştir. 40’lı yaşlarda zamanın etkilerine karşı koymak için silahlarımızı kuşanırken, 50 yaş üstünde hedefimiz olduğundan daha genç görünebilmektedir.
Bu ayki blog yazımda ameliyatsız estetik dosyasını açıp, yaş gruplarına göre hem en çok tercih edilen hem de en gerekli ve etkili yöntemleri sizin için derledim.
Keyifli okumalar dilerim…

AMELİYATSIZ ESTETİK TRENDLERİ

Yaş gruplarına geçmeden önce ameliyatsız estetik/kozmetik yöntemlerini hatırlayalım…
Sırasıyla en çok tercih edilen trend uygulamalar şöyle: Botoks, Dolgu, Örümcek Ağı, Fransız askısı ve Mezopterapi+PRP.
Botoks, Botulinum toksininden elde edilen, mimik yaptığımızda ortaya çıkan kırışıklıkların ve çizgilerin belli bir süreliğine yok edilmesini sağlayan çok etkin bir anti-aging uygulamasıdır. Ama botoks migren, diş sıkma, terleme gibi problemlerin de giderilmesini sağladığı için uygulama alanı çok daha geniştir.
Dolgu, volümü azalmış ve daha fazla hacim istediğimiz yüz bölgelerinde uyguladığımız bir yöntem. Dudak, yanak, jawline, alın ve kaş arasındaki statik çizgiler gibi birçok problemde kullanıyoruz.
Örümcek ağında, kendinden eriyen özel iplerimizi farklı bir teknikle cilt altına yerleştirerek yüz bölgesindeki problemli bölgelerin onarılmasını, cildin pürüzsüz hale gelmesini sağlıyoruz.
Fransız ip askısı ise özellikle cilt sarkmalarında kullandığımız bir uygulama. Lifting etkisi ile cildi yukarı doğru kaldırarak zamanın etkilerini yavaşlatabiliyoruz.
Trend listemizin 5. sırasında ise mezoterapi ve PRP uygulamaları geliyor. Bu uygulamalar, cilde nem ve parlaklık veriyor, hücreleri yeniliyor, onarıyor ve kırışıklıklara iyi geliyor.

20’LER İÇİN İDEAL DOKUNUŞLAR

20’li yaşlar cildimizin doğal olarak en güzel ve sağlıklı olduğu dönemdir. Ama bu yaşlarda da cildi korumak ve güzelleştirmek mümkündür.
Bu yaş grubunda en sık uyguladığımız yöntem dolgudur. Genç hastalarımızın ilk sıradaki tercihi dudak dolgusudur. Bu uygulama ile daha hacimli, konturlu dudaklar elde edilir. Ayrıca Hollywood yanağı dediğimiz köşeli yüz hatları oluşturan dolgular, jawline adı verilen çene çizgisinin daha belirgin görünmesini sağlayan dolgu+botoks uygulamalarını sıklıkla 20’li yaşlarda gerçekleştiriyoruz.
20’li yaşlarda genellikle botoks tercih edilmiyor, biz de önermiyoruz. Ancak; hastadan hastaya değişen bazı yapısal, genetik özellikleri de göz ardı edemeyiz. Herkesin cilt yapısı farklıdır ve genetik mirasa bağlı dezavantajları olabilir. Örneğin hastamız 25-26 yaşındadır ama kazayakları belirgin bir şekilde görünmektedir, cilt erken kırışmaya müsait bir yapıdadır. İşte böyle durumlarda mimik çizgilerinin erken dönemde oturup kalıcı kırışıklıklara dönüşmemesi için botoks uygulayarak önlem alıyoruz.
Bu yaşlarda bazı mezoterapi uygulamaları da geleceğe dönük yatırım amaçlı yapılabiliyor.
Fox Eyes yine gençlerin şu son dönemde çok tercih ettiği bir uygulama… Fransız askısı ipleri kullanılarak gözlere yana doğru hafif bir çekiklik kazandırma işlemidir… Badem göz ile birlikte Fox Eyes da genç trendler arasında girdi diyebiliriz.

30’LARIN OLMAZSA OLMAZLARI

30’lu yaşlarda, mimik kaslarının kullanımına bağlı olarak yavaş yavaş kırışıklıklar kendini göstermeye başlar. Alın, kaş arası, kazayakları, burun bölgesindeki tavşan çizgileri, sigara içerenlerde görülen marionette çizgileri belirginleşir. Bu yüzden de 30’lu yaşların olmazsa olmaz uygulaması Botoks’tur.
Özellikle 30’larda düzenli botoks yapıldığında erken yaşlanmanın önüne geçilebilir ve 40’lı yaşlar öncesinde harika bir koruma yöntemidir.
Botokstan sonra dolgu bu yaş grubunun en popüler ikinci uygulamasıdır. 20’lerde olduğu gibi dudak, yanak, jawline gibi bölgelere yönelik dolgu uygulamaları sıklıkla tercih edilir. Botoksla giderilmeyen kırışıklıklarda da yine dolgu iyi bir kurtarıcı olarak sahneye çıkıyor.
Bu yaş grubunun üçüncü en popüler uygulaması ise Örümcek Ağı… Yukarıda kısaca bilgi verdiğim bu uygulama cildin doğal ışıltısını korumaya ve nem dengesini sağlamaya yardımcı olurken aynı zamanda etkili bir anti-aging yöntemidir. Problemli bölgelerde örümcek ağını andıran bir ağ şeklinde ipler cilt altına yerleştirilir; bu işlem sayesinde hücre yenilenmesi ve cilt onarımı tetiklenir. İpler eriyerek kolajene dönüşür.
Son olarak bu yaş grubunda hem benim önerdiğim hem de çok tercih edilen yöntem mezoterapidir. Mezoterapi ile cildin parlaklığını koruması, güneşin zararlı etkilerinin giderilmesi, bu dönemde yavaşlamaya başlayan kolajen sentezinin hızlandırılması, ince kırışıklıkların derinleşmesinin önlenmesi mümkündür.

40’LARA ANTİ-AGİNG DOPİNGİ

40’lara adım atmamızla birlikte cildimiz de artık ciddi anlamda bakıma ve desteğe ihtiyaç duyduğu bir döneme girer. Bu dönemin başında cildimiz için ne kadar yatırım yaparsak o kadar genç görünmemiz mümkün olur.
Tıpkı 30’lu yaşlar gibi 40’larda da düzenli botoks vazgeçilmez olmalıdır! Kendini kalıcı hale getirmeye çalışan kırışıklıkların hakkından botoks gelir. Burada bir parantez de açmak istiyorum: 30’larında botoks yaptırmaktan kaçınan birçok kişi 40’larla birlikte botoksu kucaklıyor. Ancak botoksa 40’ından sonra başlayan ve artık dinamik çizgileri oturmuş olan hastalarımız için bazen dolgu gibi ek uygulamalar gerekebiliyor. Bu yüzden erken harekete geçenler avantajlı!
Orta yüz dolguları 40’lı yaşlarda en çok uyguladığımız ikinci uygulamadır. Bu yaş grubunda yanakların orta bölgesinde bulunan bukkal yağ dokuları artık hacim olarak küçülmeye başlar. Bu da yanakların çökmesine; nazolabial sulkus dediğimiz dudak-burun-yanak arasındaki hattın belirginleşerek kişiyi yaşlı göstermesine neden olur. Orta yüz dolgusu ile yanaklara eski hacmini kazandırarak, yüzü yukarı kaldıran özel dolgularla bu problemleri gideriyoruz.
Bu iki uygulama haricinde her yaşta tercih edilen dudak dolgusu, jawline, burun ucu dolgusu ve destekleyici anti-aging odaklı mezoterapi yöntemlerini de 40’lı yaşlardaki hastalarımıza uyguluyoruz.
Lipo-filling dediğimiz yağ dokusu enjeksiyonu da 40’lı yaşlardaki hastalarımızda çok başarılı ve güzel sonuçlar veren bir diğer uygulama… Cilde ışıltı, dolgunluk ve volüm kazandırıyor. Liposuction yöntemi ile hastadan aldığımız yağ dokuları özel bir işlemden geçiriliyor ve hastanın cildine enjekte ediliyor. Kalıcılığını uzun süre koruması ve doğal olması nedeniyle de son dönemde tercih ediliyor.

50’DEN SONRA DA GÜZEL GÖRÜNÜN

50’li yaşların en çok tercih edilen ameliyatsız estetik uygulaması Fransız askısıdır. Çünkü 50 yaş üstü hastalarımızın en çok şikayet ettikleri problem cilt sarkmalarıdır. Dokular bu dönemde kendini bırakır, yağ dokuları azalır, cilt hacmini kaybederek sarkar. Yüz ve boyun germe ameliyatlarının haricinde sarkma probleminin tek çözümü Fransız askısıdır.
Kendi pratiğimde daha güvenli olduğunu düşündüğüm eriyen ve sonradan kolajene dönen ipler kullanarak Fransız askısını uyguluyorum. 1-2 yıl kalıcılığı olan iplerle nerede sorun varsa o bölgeye yönelik uygulama yapıyoruz. Yüz ve boyunda, sarkmanın durumu ve yönüne göre vektör çizimleri hazırlayarak uygulamayı gerçekleştiriyoruz. Bu sayede hastalarımız daha genç görünebiliyorlar. Zaten hedefimiz de bunu sağlamak ve yaşlılık etkilerini yavaşlatmaktır.
Botoks 50’li yaşlarda da hastalarımızın rutin olarak yaptırdığı ve sonuç alabildiği bir başka yöntem.
Dolgu bu dönemde miktar olarak daha çok kullandığımız ve genelde etkili sonuç için Fransız askısı ile birlikte gerçekleştirdiğimiz bir uygulama. Lipofilling de iyi bir anti-aging alternatifi olarak 50’li yaşlarda uygulanabiliyor.
Bunlara ek olarak 50’li yaşlara da mezopterapi uygulamalarını öneriyorum. Bana göre her yaşta harika bir destek uygulamasıdır ve cildin daha güzel ve iyi görünmesine yardımcı olur.

No Comments

Sorry, the comment form is closed at this time.

WhatsApp